|
KARAYILAN’IN KURULUŞU
Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şumüllü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak , tetkik etmek Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Her şeyden evvel kendinizin dikkat ve itina ile seçeceği vesikalara dayanınız. Bu vesikalar üzerinde yapacağınız tetkiklerde, her şey ve herkesten evvel kendi insiyatifinizi ve milli süzgecinizi kullanınız.
Mustafa Kemal Atatürk
Karayılanlılar nereden, ne zaman geldiler?
Karayılan’la ilgili bilgileri, belgelere dayandırmadan bir iki sayfaya sığdırmak okuyana rivayet gibi sunmaktır. Bu bakımdan gerçekte oluşan hadiseleri, yer değişimlerini, göçerlerin, yurdun bir tarafından diğer tarafına savrularak bugüne nasıl geldiğini, kısa örneklerle aktarmaya çalışacağım. Olanları olduğu gibi vermek, bilimsel yaklaşımın en temel şartıdır. Geçmişteki olayların, sosyal gerçeklerin ayıbı olmaz. Tarihsel, kültürel olayları gurur meselesi yapmanın, incinmenin anlamı yoktur. Herkesin geçmişi irdelenirse göçerlik vardır. Son yılların renkli ve güzel günlerin fotoğraflarını değil, dedelerimizin, ninelerimizin fotoğraflarını görüp bugünün kıymetini bilmeliyiz. Ben, ne bir tarihçi nede edebiyatçıyım. Eksiklerimi hoşgörünüze sığınarak bu yazıyı hazırlamaya çalışacağım.
Çevrede ve kendi beldemizde Karayılan’la ilgili rivayetler, gerçekle ilgisi olmayan çeşitli söylentiler süre gelmiştir. Aslı olmayan, sözde yiğitlik sergileyen, övünç gibi algılanan, geçmişte marifet gibi görünen utanç verici yakıştırmalar Karayılan’a atfedilmektedir. Bilimsel bir araştırma olmadan, anlatılanların gelecek kuşaklara yanlış bilgi vereceği muhakkaktır. Beş yıldır Karayılan ve çevre komşu köyler için yaptığım araştırmalarıma dayanarak çıkarttığım kısa bir özetle Karayılan adının nereden ve kimden geldiğine bakalım .
Karayılan adı nerden geldi?
Osmanlı devletinin tahrir defterleri, devletin hakiki yapısını, sosyal bünyesini toprak sistemini, meydana çıkarmak bakımından olduğu kadar, hakim olduğu ülkelerinde mahalli tarihlerini, kültürel ekonomik ve sosyal durumlarını aydınlatmak bakımdan büyük önem taşımaktadır. Pek çok araştırmacı bu kaynakları kullanarak vilayet ve kaza bazında Osmanlı devletini incelemişlerdir. Bu nevi çalışmalar 16. yy.’daki taşra teşkilatını ortaya koyması bakımından önemlidir .
Ali Sinan Bilgili, Tarsus Türkmenleri kitabında Osmanlı döneminde 1572 yılında Tarsus’ta kurulan Yılancı Yakup Zaviyesi Vakfından bahsetmektedir. Asıl kök buradan dağılmıştır.
Türkler 11. yy.’lın başlarında kitleler halinde ön Asya’ya gelmeye başlamışlardır. Her an kopup göçmeye alışık gezgin olan Orta Asya Türk göçebeleri ve bilhassa Oğuz’lar Selçuklu imparatorluğu’ nun kurulması ile yeni yurtlar, yaylalar, kışlaklar bulmak arzusuyla Anadolu’ya akmaya başlamışlardır. Anadolu’ya gelen göçer Türkmen Yörükler hızla Anadolu’yu Türkleştirdiler. Kurdukları yerleşim birimlerine, tepelere, dağlara, ovalara, yaylalara, derelere, geldikleri yerlerin isimlerini verdiler. Kendi boy ve cemaat isimlerini koydular. Horasan yoluyla Anadolu’ya gelen Yörükler Oğuz boylarındandır. Hayvancılıkla yaşamlarını sürdüren, genellikle göçebe yaşayan Yörük ve Türkmenler zaman içerisinde Anadolu coğrafyası içinde Alanya, Antalya, Burdur, Isparta, Afyon, Kırşehir, Haymana, Kayseri, Nevşehir, Çukurova, Malatya, Halep, Urfa, Rakka’ya kadar bir yerde üç günden fazla kalmamak şartıyla dolaşmış, hayatlarını devam ettirmişlerdir.
1691’de Osmanlı İmparatorluğu zayıflamış, vergi ve asker sorunu nedeniyle bu göçerleri iskan teşebbüsüne girmiştir. Bunda muvaffak olamamıştır. Rakka’ya Tay-Eneze Araplarına karşı sürgüne gönderilen bu kabileler yeniden Anadoluya dönmüş, tekrar sürülmüş, her türlü ceza yükümlülüklerine rağmen tekrar kaçmışlardır. Bu böyle süregelmiştir.
Bu olaylardan bıkan üç aile kendi cemaatlerinden kopup Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde İskenderun Körfezi kıyısında bugünkü Karayılan beldesine yerleşmişlerdir. Günün Payas hakimi sancakbeyi Küçükalioğullarından Halil Bey (1786) veya oğlu Dede Bey’in (1803) ısrarlarıyla bu bölgede kalmışlardır. Birbirleriyle akrabalık bağı ile bağlı olan üç aile Saraçoğlu Mehmet Koca, Terlemezoğlu Osman, Yılanoğlu Osman buraya yerleşmiş, göçebe hayattan yerleşik düzene geçmişlerdir. İsmini yılan oğlu Osman kahya’nın aile lakabına izafeten karayılan köyü olarak almıştır.
Cevdet Türkay’ın dev eserinde
Yılancılar (Namı Diğer Halil Obası) Badracık Kazası İnebahtı Sancağı
Yılancılı (Yılanculu) Adana ve Sis Sancakları
Yılancı Obası Akdağ Madeni Bozok Sancağı
Yılanhacılı (Yılanhaculu) Bozok ve Maraş Eyaleti
Yılanlı (Yılanlu) Siverek Diyarbekir Eyaleti, Kurşunlu Kengiri Sancağı
Yılanlıca (Yılanluca) Kusun Kazası Tarsus Sancağı, Karahisari Şarki Sancağı
Kökte aynı olan bu obalar çeşitli nedenlerle birbirinden kopmuş, küçük isim değişiklikleriyle ayrı bölgelerde geçimlerini idame etmeye çalışmışlardır. Değişik cemaatlere dağılmışlardır.
Yılanlı (Yılanluca) Danişmentli’ye tabi Karalar cemaatinden olup Karaların yılanlısı yani Karayılanlı aile adını koyarak kendisini diğer benzerlerinden arındırmıştır. Geçmiş tarihlerde köklü ve geniş bir topluluğa sahip olan bu cemaatin adına da Karayılan dendiği sanılmaktadır (karayılandan türeme yılan oğludur). Yerinde tespit ettiğim, Avanos’a bağlı Kalaba’da yaşayan bir topluluğunda aynı soydan olduğu, soyadlarının karayılan olduğu ve Kırşehir’den Kalaba’ya gelerek bir aileden çoğaldığı görülmüştür. Ayrıca Alanya’da bulunan Karayılan Dağının olması orada bulunduklarının bir ifadesi olduğuna inanıyorum. Araştırmaları ile değerli eser bırakan Ali Rıza Yalgın’ın “Güneyde Türkmen Oymakları” eserinde 1740 yılında Konya’da yapılan bir cirit oyununda başarı gösteren Sarıkeçili aşiret beylerini sayarken Mevlana şeyhi Postişini'nin arkasını sıvayıp hayır duasını alan Karayılan Bey’den bahsetmektedir.
Ali Rıza Yalgın, Sarıkeçili Aşiretinin 1770’lerde 150 çadırının Maraş’ta 35 çadırının, Adana da 30 çadırının, Kayseri tarafında meskun olduğunu belirtmektedir. 12/08/1928 de otuz çadırdan ibaret olan Kayseri’deki bu oymağı ziyaretinde, oymağın kıl çadırda kalıp keçi beslediğini, yazın Binboğa, Aladağ yaylalarında, kışın Dörtyol kazasının Leçe köyünde kaldığını yazmaktadır.
26/04/1994 Antalya sempozyumu bildirileri Akdeniz yöresi Türk toplulukları sosyokültürel yapısı işlenmiş olan bu yazı dizisini hazırlayan değerli hoca muharrem bayar’ın 15 yıllık uzun çalışmaları neticesinde Bolvadin’de Karabağ’lı aşiretlerin iskanında gördüğümüz gibi üç aile, Saraçoğlu, Terlemezoğlu, Yılanoğlu görülmektedir. Bilinmeyen bir zaman da orta Asya’dan çıkıp Anadolu’ya gelmişlerdir. Uzun yıllar Diyarbakır - Erzurum arasında konar göçer yaşamışlar, Hale Türkmenleri ile yayla anlaşmazlığı nedeniyle Karabağ’a gitmişler. Oradan büyük sürgünle Manisa Balıkesir yöresine gelmişlerdir. Arşivlere göre bu yerleşim, 1691-1712 yılları arasında gerçekleşmiştir. Yine aynı yazarın hazırladığı yazı dizisinde Saraçları musacalı cemaatinde göstermektedir. Saraç-Saraçlar yörükhan taifesindendir. Yerleşim sırasında hisar mahallesinde aile lakabı Saraçoğlu, soyadı Saraç, bağlı olduğu aşiret Türkmen, geldiği yer Horasan Karapınar’dır.(1780) Görüleceği üzere 1734 fermanı ile yerleştirilen kabile tekrar kaçmış ancak 1780’de tam manasıyla yerleşmişlerdir. Bizlerinde karayılana gelişi bu yıllara rastlamaktadır.
Ferman – Aşiret iskan defteri no: 701
Kengiri sancağına (Çankırı) malikane suretiyle mutasarrıf olan Seyit Süleyman paşa, bundan önce ferman olunduğu üzere, adı geçen sancağın korunması hususunda, bütün gücünü kudretini harcamak üzere iken Cihan beyli ve Musacalı Türkmeni bu sırada eskiden beri oturdukları yerden çıkarak sözü geçen sancaktan Ilgaz dağında oturmakta ve üçer beşer süvari ve piyade Kirpili adındaki yerde gezip, yolculara ve halkın ürünlerine zarar etmeleri, adı geçenlerin eskiden geldikleri iskan yerlerine yerleştirilmeleri ve bundan sonra meskun sancaktan gelip geçmeleri men ve def olunmak üzere şerefli emrimi vermek suretiyle, iki parça mektup yazılmış ve cihan beyli cemaati halen Rakka iskanından olmak üzere kayıtlı olup Malatya Sancağında ve ilçelerinde gezinmeleri ile, ilçe halkına zarar ve ziyan verdiklerinden bulundukları yerlerde yakalanıp, yargılanıp zimmetlerinde sabit olan kul hakları tahsili ve cümlesi Rakka’ya iskan olunmaları için 1153 (1710) yılında divan-ı hümayün tarafından uzun ve açık şerefli emir verilip, baş muhasebeye verilen resmi kayıt, kayıtlı Musacalı cemaatinin yıllık üçbin kuruş malı olup, adı geçen cemaatin ahalileri Karahisar’ı sahip sancağında Barçınlı (bayat-Bolvadin’e) bağlı ilçesinde boş ören yerlere iskan olunmaları için emir verildiği, baş muhasebeden çıkarıp şadır olan yüksek ferman gereğince, cihan beyli cemaati Rakka’ya Musacalı cemaati Karahisar’ı sahip sancağının Barçın’lı kazasının boş ve ören yerlerine iskanı ve Kengiri sancağına gidip gelmelerinin men olunmak üzere baş defterdar Mustafa Efendi kendi sancağı Mutasarrıfı sözü edilen beylerbeyine hitaben bu ferman buyrulmakta. Gelen resmi kağıt fermanı ile kayıt olundu.
Zilhicce sonu 1166-1752
Zaman içerisinde boyların örgütlenme düzeni bozulur. Bunda otlak darlığı da etken olur. Coğrafi çevre, toprak başına yetecek çadır sayısını az çok belirlemiştir. Bütün bu boyların birlikte konup göçmesine olanak yoktur. Bununda etkisiyle eller* bozulur. Zamanla hangi oba hangi boy’un. hangi boy, hangi aşiretin bilen kalmaz, isimlerinden de anlaşılmaz. Şimdi aradığımız gibi…
Boy örgütlenmesi bozulunca bireyselleşme kendi obasını ayırma, kendi adamını alıp ayrılma durumları ortaya çıkar. Obalar genellikle kişilerin adlarıyla yada yer adı ve boy’un ünlendiği zanaatıyla ve benzeri gibi anılmaya başlanır.
1690’larda göçerler için iskan paketi açılır. Göçlerin kapusuz tabir edilen boşta gezerler takımıyla birlik olup eşkiyalığa soyunanları da vardır. 1687-1689 sonunda muhtelif eyaletlerden 70 kadar göçer, oymağın 1692 fermanı ile (Arap çölü-Rakka eyaleti) sürgüne gönderilir. Rakka hama, humus ve halep’e yerleştirilen boylar aracılığıyla Tay, Eneze Arap Aşiretleri önüne bir set çekmek amaçlanmaktadır. İskan genelde başarısız olur. İskanla ilgili danışmanlar görevlendirilmiştir. Organize bir hareket görünse de bir kısım boylar iskan alanından kaçarlar. Alışkın oldukları rota üzeri Maraş, Erciyes ve kış aylarına doğru inişte de Alanya, Antalya taraflarında yağmacılık yaparlar. Aydın, Menteşe, Saruhan’a kadar dayanırlar. Bozma veya aşiret ufağı denilen perakende cemaatler yer yer dağılarak, uslu göçerler arasında gizlenerek Toroslar üzerinden gidip gelirler. Diğer göçerler Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Haymana, Çankırı, Çorum, Sivas’ı dolanarak kışları Çukurova amik ovasına inerler.
Nüfusun artmasıyla birlikte baş gösteren ekonomik ve sosyal zorluklar, cemaatlerin kendi bünyesinde parçalanmasına sebep olur. Aşiretten kopan bazı gruplar, iktisadi durumlarını düzeltmek için yeni kışlak ve yaylalara yerleşmişlerdir. Bu iskan hareketi, devlet için yeni gelir kaynaklarını deftere tabi ederek vergi almayı da kolaylaştırmıştır. Verilen örneklerle bu gidiş gelişler, sürgünler neticesinde gezdikleri Anadolu coğrafyasından sonra her ne hal olmuşsa, sonunda Haymana’daki beraber yaşadığı oymaklardan ayrılarak, şimdiki Karayılan Beldesinin kurulmuş olduğu bölgeye geldiler. Bir müddet çadırlarda yaşadılar sonra yerleşik düzene geçmeye karar vererek toprak dam yaptılar. Çiftçilik ve hayvancılıkla yakın tarihe kadar geçimlerini idame ettirdiler.
SARAÇOĞLU AİLESİ:
1934’te soyadı kanununa göre bu aileler Saraçoğlu, Saraç, Sarraç, Yurtman, Yurdakul, Karaca, soyadlarını alarak, 1935 iskanında Dörtyol’a ve Akpınar’da Karayılan köyünü kurarak bu bölgelere yerleşmiş, 1939’da bir kısmı da Hatay’ın anavatana bağlanması ile İskenderun’a ve 1952’de Payas’a yerleşmiştir.
TERLEMEZOĞULLARI:
Terlemez, Cerrahoğlu, Bakılı, Bakıcı, Baray, Yavuz, Ayvaz, İnanç, Çelik soyadları ile İskenderun, Payas, Dörtyol, Ankara’da ikamet etmektedirler.
YILANOĞULLARI:
Kahya Osman Yılanoğlu ailesi adına izafeten kurulan Karayılan köyü kurucusunun soyundan gelen Sayıcı, Kayış, Yılan, Yılanoğlu, Çavuş soyadlarıyla İskenderun ve Karayılan’da bulunmaktalar.
Daha sonra Adana valisi Derviş Paşa ve iskana görevlendirilen Cevdet Paşa’nın 1865’te girişimleri ile Kırıkhan, Hassa, İslahiye, Osmaniye yerleşim birimleri kurulmuş, bölge göçerleri buralara yerleştirilmiştir.
Bu iskanda köye yerleştirilenler:
İBİŞLER AİLESİ: Ekbez’den gelmiş Özdemir, Savaşlı, Alp, Savcı soyadları ile Karayılan, İskenderun, Dörtyol, Ankara, Almanya’da bulunmaktalar.
KILIÇOĞULLARI AİLESİ: Maraş’tan gelmiş, Kılıç, Dinç soyadı ile İskenderun, Dörtyol, Karayılan’da ikamet etmektedirler.
HABİLOĞULLARI AİLESİ: Aktepe Mazmanlı’dan gelmiş, Sürücü, Savaşır, Gül Elgündüz, Bozan, Beyoğlu, Ayoğlu soyadını alarak İskenderun, Karayılan’da ikamet etmektedirler.
MİSTELER AİLESİ: Maraş’tan gelmiş Dönmez, Güler soyadı ile karayılan’da bulunmakta.
HAMOLAR AİLESİ: Urfa’dan geldiler. Şimşek, Aray, Erengil, Horoz, Genç, Akar soyadları ile İskenderun, Payas ve Karayılan’da ikamet etmekteler.
Daha sonraları aynı tarihlerde işçi olarak gelip, köyde evlilik yaparak yerleşen aileler:
ŞIHOLAR AİLESİ (ZIKIMOĞULLARI) : Toksoy soyadı ile İskenderun’da bulunmaktalar.
ALÜŞLER AİLESİ: Sakıt’tan gelmiş, Yapıcı soyadı ile Karayılan’dalar.
AZİZLER AİLESİ: Reyhanlı’dan gelmiş, Saygılı, Sevil soyadı ile Karayılan, İskenderun, Reyhanlı’da bulunmaktalar.
OSKELOLAR AİLESİ ( MAHSENLER ): Bu aile Diyarbakır’dan gelmiş, Çirkin, Çetin, Çetinoğlu, Terlemez soyadı ile Karayılan’dalar. Bu ailenin Terlemez oluşunun, Terlemezoğlu ailesi ile bir ilgisi yoktur.
AZAPLAR AİLESİ: Aslen Sarıseki’den gelen bu aile Sövek, Güven, Saraç soyadını almıştır. Saraç ailesi ile akrabalık bağı yoktur.
MAHMEDİLER AİLESİ: Büyük anneleri de Saraçlardan olduğundan Saraç ve Saraçoğlu adını almıştır. Karalar cemaatinden olup, Kayabaşından geldiler.
İşte bu aileler, 1865 iskanından sonra Karayılan köyünde yaşamaya başlamışlardır.
Karayılan hakkında araştırmalarıma vesile olan saygı değer dayım Bahri Bakıcı’yı (Cerrahoğlu) rahmetle anarak, bana ilk kıvılcımı yakmış olması nedeniyle bu konuyu işlemiş bulunuyorum.
Fahrettin SARAÇ
29 Ekim 2005
KAYNAKLAR
1- Akdeniz Yöresi Türk Toplulukları Sosyo-Kültürel Yapısı Yörükler Sempozyumu Bildirileri – 25-26 Nisan 1994, Antalya ,Muharrem Bayar
2- Oğuzlar (Türkmenler) Boy Teşkilatı, Destanlar, 1980 , Prof Dr Faruk Sümer
3- Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da Türk Beylikleri, Osmanlı Belgeleri ile Kürt Türleri Tarihi, 1982 , Nazmi Sevgen , Yayına hazırlayan Şükrü Kaya Seferoğlu-Halil Kemal Türközü
4- Osmanlı Döneminde Tarsus Sancağı ve Tarsus Türkmenleri , 2001 , Ali Sinan Bilgili
5- Malatya Tarihi ve Sosyo Ekonomik Durumu, Ekim 2000 , Mevlüt Oğuz
6- Karakoyunlular, Faruk Sümer
7- Xvıı. Asırda Harput Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Maraşta Türk Cemaatleri
8- Anadolu Derebeyi Ocaklarından Köse Paşa Hanedanı , 1985 , Necdet Sakaoğlu
9- Güneyde Türkmen Oymakları , Ali Rıza Yalgın
|